Dosya

Öncü "Yüz"

Kendi adına konuşmaya hevesli gençlerdik. Bir gün bir rüya gördük. "Sırrını, diye fısıldadı birisi, kendini unuttuğunda hatırlayacaksın." Unutkanlıkla hatır nasıl olur diye şaşırdık önce. Hem gözlerimiz açık ve uyanık da değil miydik? Bu nasıl rüyaydı, anlamadık. Birbirimize bakıp "nedir bizden murad" diye sorgularken, birimizin ağzından o ilk kelime çıkıverdi işte: GENÇ. Evet, biz GENÇ`tik ve gençler içindik. İşte o an, kim olduğumuzu hatırladığımız o an, kendimizi unuttuk ve yola düştük. Yol uz ve uzundu. Ama ne gam. Değil mi ki yolda birbirimizi görmüştük, değil mi ki el ele, gönül gönüle tutuşmuştuk, biz kendimiz yol olmuştuk. Birbirimizin gözlerinde ışıdık. Yolumuz, birbirimizden akseden pırıltılarla belirginleşti. Hem yol, hem yolcuyduk. Yürüdükçe içimize yürüdüğümüzü gördük. Aslında başka yere değil, kalbimizin karasına doğru yürüdük. Biz kendimizi unuttukça birbirimizle ısındığımız, ışıdığımız o uz yol açıldı, belirginleşti, genişledi ve biz yine yürüdük. Elimizde dergimiz, iç…

Öncü "Yüz"
Genç Dergi arşivinden — 100. sayı, Ocak 2015.
Paylaş

Abonelik gerekli

Bu yazının tamamını okumak için abone olmanız gerekmektedir. Tüm yazılara erişmek için abonelik paketlerimizi inceleyebilirsiniz.

Abone Ol